Esma’ül Hüsnanın fAZİLETLERİ- 1

Esma-i Hünsa nın Anlamları ve faziletleri.

Esmâ-i Husnâ, Allah’ın güzel isimleri demektir.

Bir âyet-i kerîmede:

“En güzel isimler O’nundur (Allah’ındır)” (Haşr: 24) buyurulmaktadır.

Diğer bir âyette de; en güzel isimlerin Allah’a ait olduğu belirtildikten sonra, bu isimlerle dua edilmesi tavsiye olunmaktadır (A’râf: 180).

Allah’ın isimleri tevkifîdir. Yâni, Allah hakkında ancak âyet ve hadîslerde zikri geçen ve söylenmesine izin verilmiş olan isimler kullanılabilir. Rastgele isim izafe edilemez.

Esmâ-i Husnâ ile ilgili olarak Buhârî ve Müslim’de:

“Allah’ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa) Cennete girer” buyurulmuştur.

“Kim bunları (Esmâ-i Husnâ’yı) mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah’ı zikrederse Cennete girer.”

Şâh-ı Nakşıbend Hz.leri bu hadîsle ilgili olarak buyurur ki:

“Bu hadîs-i şerîfteki Ahsâ kelimesinin bir mânası, saymaktır. Diğer bir mânası ise, bu ism-i şerîfleri öğrenip bilmektir. Bir mânası da, bu esmâ-i şerîfin mûcibince amel etmektir. Meselâ: Rezzâk ismini söylediği zaman, rızkı için asla endişe etmemeli. Mütekebbir ismini söyleyince, Allahü Teâlâ’nın azametini ve kibriyâsını düşünmelidir.

 

İnsan ne kadar ayinedarlığını bilerek Allah’ın güzel isimlerini okuyup okuttursa o nisbette kıymet ve değer kazanır. İşte bu sırla Peygamberimiz (asm) Cenâb-ı Hakk’a en cami’ ve en mükemmel bir ayine olmuş ve böylece Allah’ın en sevgili kulu olarak Habîbullah ünvanını almıştır.

Kur’ân’da Cenâb-ı Hakk: “Esmâ-ül Hüsnâ (en güzel isimler) ise Allah’ındır. Öyleyse Ona onlarla duâ edin.” buyuruyor. (A‘raf, 180)

Hadiste Peygamberimiz (asm): “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları anlayarak ezberlerse cennete girer.” buyuruyor. (Tirmizî)
Başka rivayetlerde Allah’ın isimlerinin sayısını ancak Allah’ın bileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla 99 rakamı sınırlandırmak için değildir. Hem Peygamberimiz (asm) Cevşenü’l-Kebîr isimli münâcatında Allah’a bin bir ismiyle duâ etmiştir.

İnsan, kâinatın küçük bir misali ve numûnesidir. Cenâb-ı Hakk, insanı kâinata bir fihrist, bir nümûne olarak yaratmıştır…

İşte bu sırla  kâinatta tecellî eden Cenâb-ı Hakk’ın bütün isimleri insanda da tecellî etmektedir. Yani insan, kâinat kadar Cenâb-ı Hakk’ı gösteren cami‘(toplayıcı) bir aynadır.

İnsan, Cenâb-ı Hakk’a ayinedarlığını üç vecihle yapıyor.
Birinci vecih: Nümûneler i‘tibariyle. Yani  insana verilen cüzî ilim, kudret, görme, işitme, malikiyet gibi  duygular ile Cenâb-ı Hakk’a ayinedarlık eder. Mesela, “Ben nasıl bu evi  kendi ilmimle kuvvetimle yaptım, ve görüyorum ve sahibiyim ve idarecisiyim; Allah da kâinatın yaratıcısı, mâliki, idarecisidir. Her şeyi görür ve duyar.” diyerek ayinedarlık edip gösterir.

İkinci vecih: Zıtlar i‘tibariyle. Yani nasılki gecede karanlık aydınlığı gösterir. İnsan da nihayetsiz acizliği ile Allah’ın nihayetsiz kudretini, nihayetsiz fakirliği ile Allah’ın nihayetsiz ğınasını (zenginliğini) gösterir ve hâkezâ.

Üçüncü vecih: Yani infial cihetiyle Cenâb-ı Hakk’ın bazı isimleri insanın üzerinde nakışlar suretinde görünür. Mesela yaratılışında Hâlık ismini, san‘atlı yapılışı Sani‘ ismini, kendisine çokca ikram edilmesiyle Kerîm ismini gösterir. Böylece bir ayine olur.

İnsan ne kadar ayinedarlığını bilerek Allah’ın güzel isimlerini okuyup okuttursa o nisbette kıymet ve değer kazanır. İşte bu sırla Peygamberimiz (asm) Cenâb-ı Hakk’a en cami‘ ve en mükemmel bir ayine olmuş ve böylece Allah’ın en sevgili kulu olarak Habîbullah ünvanını almıştır.

Burada münasebet gelmişken “zâhirden hakikate geçmek” ta‘birini izah edelim. Zâhir: Görünen demek. Eşyanın bir görünen yüzü bir de hakikati var. Eşyanın arkasındaki hakikat, Esmâ-i ilahiye (Allah’ın isimleri) dir.

Bedi‘üzzaman Hazretleri Ene Risâlesi’nde (30. Söz): “Kâinatın kapıları zahiren açık görünürken hakikaten kapalıdır.” diyor.

32. Sözün 3. mevkifinin başında da bu mevzu‘ şöyle izah ediliyor. “Bütün mevcûdatın hakaiki (hakikatleri), bütün kâinatın hakikatı Esmâ-i ilahiyeye istinad eder (dayanır). Her bir şeyin hakîkati bir isme veyahut çok Esmâya (isimlere) istinad eder (dayanır). Eşyadaki san‘atlar dahi her biri bir isme dayanıyor.

Hatta hakîkî fenn-i hikmet Hakîm ismine ve hakikatli fenn-i tıb Şafî ismine ve fenn-i hendese (geometri) Mukaddir ismine ve hakeza her bir fen bir isme dayandığı ve onda nihayet bulduğu gibi bütün fen ve kemalat-ı beşeriye (insanlığın ilerlemesi olgunlaşması) ve tabakat-ı kümmelin-i insaniyenin (insanların mükemmellerinin tabakaları) hakikatleri Esmâ-i ilahiyeye istinad eder. Hatta muhakkikin-i evliya (evliyanın araştırıcı olanları)nın bir kısmı demişler: “Hakiki hakaik-i eşya (eşyanın hakikatleri) Esmâ-i ilahiye (Allah’ın isimleri)dir.”

Yine Mu‘cizat-ı Enbiya Risalesi’nde şöyle geçiyor: “Her bir kemalin, her bir terakkiyatın (ilerlemelerin), her bir fennin bir hakâkat-ı âliyesi (yüce hakîkati) var ki: O hakikat ise bir ism-i ilahiye dayanıyor.”

Yani asıl gaye Allah’ın isimlerine ulaşmak  ve onları anlamak ve böylece her şeyin asıl hakikatine ulaşmak.
Esmâ-i Hüsnânın celalî ve cemalî kısımları var. Rahman, Rahîm, Latîf, Gafur, Halîm, Cemîl  gibi cemalî tecellileri olduğu gibi Kahhar, Cebbar, Müntekim, Celîl gibi celalî tecellileri de vardır. Bu sırra ve en baştaki âyette geçen “Ona onlarla duâ edin!” emrine binâen herkes ihtiyacına göre farklı  isimlerle duâ eder. Mesela hasta olan şifâ için Şafî ismiyle, af ve bağışlanma isteyen Afüvv, Gafur, Gaffar, Tevvab gibi isimlerle, düğümlerin ve kapıların açılmasını isteyen Fettah ismiyle, sabır isteyen Sabûr ismiyle, zulüm gören Kahhar-ı Zülcelal, Cebbar, Müntekîm gibi isimlerle duâ eder.

Yâ Rabbenâ! Bütün Esmâ-i Hüsnâ’nı şefaatçi yaparak niyaz ediyoruz ki, bizleri, isimlerini güzel bir ayna olarak gören ve gösteren, okuyan ve okutturan kıllarından eyle! Amin.

…“Ona onlarla duâ edin!” emrine binâen herkes ihtiyacına göre farklı  isimlerle duâ eder.

Allah’ın sıfatları olduğu gibi, isimleri de vardır. Onlara “Esma’ül Hüsnâ” yani “En güzel isimler” denilir. Bu konuda bir âyet şöyledir: “En güzel isimler (el-esmâü’l-hüsnâ) Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle duâ ediniz! Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.” (A’râf, 180) Allah’ın zâtı bir, fakat isimleri pek çoktur. Bu konuda Peygamberimiz (sav) “Allah’ın 99 ismi vardır, kim onları sayarsa cennete girer.” (Buhari, Tirmizi) buyurmuştur. Allah’ın isimlerinin çok olması, yapılan icraatların çokluğundan dolayıdır. 1.

İSİMLERİN SINIFLANDIRILMASI

İmam Gazali, Allah’ın isimlerini dört kısma ayırır: a. Allah’ın zâtına delâlet eden isimler. (Allah, Rahman, Rab, İlah vb.) b. Tenzihî sıfatlara delâlet eden isimler. (Evvel, Ahir, Baki, Ehad, Vahid, Kayyum, Samed vb.) c. Subutî sıfatlara delâlet eden isimler. (Alim, Semi, Basir, Kadir vb.) d. Fiilî sıfatlara delalet eden isimler. (Muhyi, Mümit, Rezzak, Gaffar vb.) (Bkz: İmam Gazali İtikatta İktisad) İsimlerin ekseriyeti fi’lî sıfatlara delalet eden isimlerdir. 2.

ALLAH

Allah lafza-i celali, bu kâinatı yaratan Allah’ın özel ismidir. Allah lafza-i celali, Allah’ın mükemmelliğini gösteren bütün sıfatlarını ve isimlerini tazammun eder, içerir. Çünkü lafza-i Celal, Allah’ın mükemmel sıfatları olan zâtına delalet eder. İslâm âlimleri “Allah” ismini tarif ederken “Kendisine ibâdet edilen ve ibâdete en layık olan Hak mabud”, “Ulûhiyet ve Rubûbiyet sıfatlarını tazammun eden zât”, “Vâcibu’l-Vücud, ezelî ve ebedî olan zât”, “kâinatın yaratıcısı” diyerek tarif etmişlerdir. (Kurtubî) Bazı âlimler Allah lafza-i celali için Allah’ın en büyük ismi ve ism-i A’zamdır demişlerdir. 3.

İSM-İ A’ZAM

İsm-i A’zam, Allah’ın en büyük ismi manasına gelir. Bazı hadislerde onunla duâ edildiği zaman Allah’ın duâları kabul edeceği rivayet edilmiştir. Âlimlerden bir kısmı “Allah’ın küçük ismi olmaz, O’nun bütün isimleri A’zamdır, büyüktür.” diyerek isimler içinde birisinin İsm-i A’zam olmasını reddetmişlerdir. Âlimlerin ekseriyeti ise pek çok hadislerden yola çıkarak İsm-i A’zam’ı kabul etmiş, fakat onlar da İsm-i A’zam’ın hangi isim olduğunda ihtilafa düşmüşlerdir. (Bkz: Celalettin Suyuti, El-Havi Lil-Fetavi, Darül Kütüb’ül İlmiye, Beyrut, 1988, c, 1, s, 394) Üstad Bediüzzaman’ın İsm-i A’zam hakkında yaptığı izahlar âlimlerin bütün görüşlerini uzlaştıracak, birleştirecek mahiyettedir. Şöyle der Üstad: “İsm-i A’zam gizlidir. Ömürde ecelin, ramazanda kadir gecesinin gizlenmesi gibi, isimler içinde de İsm-i A’zamın gizlenmesinin de mühim hikmeti var. Kendi nokta-i nazarımda hakikî İsm-i A’zam gizlidir, havassa [yüksek tabakaya, velilerin büyüklerine] bildirilir. Fakat her ismin de A’zamî [yüksek] bir mertebesi var ki o mertebe [o isim için] ism-i A’zam hükmüne geçiyor. Velilerin ism-i A’zamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır. Hazret-i Ali r.a.’ın Ercuze namında bir kasidesi “Mecmuatü’l Ahzab” [adlı kitap] da var. İsm-i A’zamı altı isimde zikrediyor. İmam-ı Gazalî onu “Cünnetü’l-Esma” namındaki risalesinde, Hazret-i Ali’nin zikrettiği ve Ism-i A’zamı kuşatmış olan o altı ismi şerh ederek, özelliklerini de beyan etmiştir. O altı isim de, ‘Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs’ isimleridir.” (Barla Lahikası) Üstad, 30′uncu Lem’a Risalesi’nde bu 6 ismi şerh-eder. Orada şöyle der: “İsm-i A’zam herkes için bir olmaz, belki ayrı ayrı oluyor. Meselâ İmam-ı Ali radıyallahü anh hakkında [İsm-i A'zam]; “Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs” altı isimdir. Ve İmam-ı A’zam’ın İsm-i A’zamı: “Hakem, Adl” iki isimdir. Ve Gavs-ı A’zam’ın İsm-i A’zamı, “Ya Hayy!”dır. Ve İmam-ı Rabbanî’nin İsm-i A’zamı “Kayyum” ve hakeza pek çok zatlar daha başka isimleri, İsm-i A’zam görmüşlerdir.” (Lem’alar, s. 399) Hülasa; Allah’ın gizli olup bazı sevdiği kullara açtığı bir İsm-i A’zam’ı vardır. Bununla beraber, Allah’ın her isminin de bir mertebe-i a’zam’ı vardır. Bu mertebenin sırlarını Allah bazı kullarına açar ve o isim, onun için, İsm-i A’zam olur. Bu yönüyle Allah’ın her bir ismi, İsm-i A’zam özelliği taşıyabilir. 4.

FİiLÎ İSİMLER

Üstad Bediüzzaman, şöyle der: “Şunu iyi bil ki Allah’ın [zâtına delalet eden] zatî isimleri olduğu gibi, [fiillerine, yaptığı icraatlara delalet eden] Gaffar, Rezzak, Muhyi, Mümit ve emsali gibi çeşitli fiili isimleri de vardır. Bu isimlerin çeşit, çeşit olması ve çokluğu kudret-i ezeliyenin kâinatın nevlerine olan taallukunun [ilişkisinin] çokluğundan dolayıdır.” (İşârâtu’l-İ’câz)     Bir sultan kendi hükûmetinin her bir dairesinde değişik unvanlarla, isimlerle anılır. Meselâ, ona idari yönden sultan denilirken ordunun başında olduğunda başkomutan denilir. Keza dini, ilmi işlere başkanlık etmesi yönünden halife, adliye dairesinde davalara bakarken hâkim denilir. Buna kıyasen, bir tek padişah, saltanatının dairelerinde, hükümetin değişik mertebelerinde bin isim ve unvana sahip olabilir. Bu misalden yola çıkarak nasıl bir padişah yaptığı icraatlara göre değişik isimler alıyorsa ondan daha haşmetli, daha yüce bir şekilde Allah’ın da yaptığı icraatlara göre değişik isimleri vardır. Örneğin, Allah, kâinatın sahibi olduğu için “Malikü’l-Mülk” ve “Melik”tir. Varlıkları yarattığı için “Halık”tır. Onları terbiye ettiği için “Rab” ve “Rabbü’l-Âlemin”dir. Canlılara hayat verdiği için “Muhyi”, suretlendirdiği için “Musavvir”, nimet verdiği için “Mün’im”, rızık verdiği için “Rezzak”, öldürdüğü için “Mümit” isimlerini alır. Misalleri çoğaltmak mümkündür. [1] 5.

CELALÎ, CEMALÎ VE KEMALÎ İSİMLER

Mutasavvıflar ve âlimler, fi’lî sıfatlara delalet eden isimlerin, “Celalî” ve “Cemalî” olmak üzere iki kısım olduğunu söylemişlerdir. Azamet, yücelik, şiddet, kahır gibi manaları olan Aziz, Kahhar, Şedidü’l-İkab gibi isimler Celalî isimlerdir. Lütuf, ihsan, güzellik, şefkat, bağışlama manasına gelen Latif, Muhsin, Cemil, Gafur, Gaffar, Rahman, Rahim gibi isimler de Cemalî isimlerdir. Keza cennet Allah’ın cemaline; cehennem ise, Allah’ın celaline mazhar olmuştur. Bunların dışında kalan ve hem celâl hem de cemal manalarını içeren Hafiz, Evvel, Ahir, Zahir, Batın, Habir, Basir gibi isimlere bazı mutasavvıflar Kemalî isimler demişlerdir. 6.

ALLAH’IN İSİMLERİ 99 MUDUR, YOKSA BAŞKA İSİMLERİ DE VAR MIDIR?

Yukarıda zikrettiğimiz gibi Peygamberimiz (sav) “Allah’ın 99 ismi vardır, kim onları sayarsa cennete girer.” buyurmuştur. Fakat bazı rivayetler Allah’ın isimlerinin 99′dan fazla olduğunu da ima etmektedir. Örneğin Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde şöyle bir hadis vardır: “Üzüntü ve kederle karşılaşan bir kimse, ‘Allahım! Ben senin kulunum, erkek ve kadın kullarının da oğluyum. Benim perçemim senin (kudret) elindedir. Hakkımda hükmün caridir. Hakkımda kaza ve takdirin adildir. Ben senden, kendini isimlendirdiğin veya yarattığın mahlûkattan birisine öğrettiğin veya kitabında indirdiğin veya senin katında olan gayb ilminde seçtiğin bütün isimlerin hürmetine, Kur’ân’ı, kalbimin baharı, gönlümün nuru, hüznümün cilası (gidericisi), kederimin gidericisi kılmanı istiyorum.’ derse Allah, onun üzüntü ve kederini giderir, yerine ferahlık verir.”[2] Bu ve benzeri rivayetlerden yola çıkan İmam Gazali ve Fahrettin Razi gibi âlimler, Allah’ın isimlerinin 99′la sınırlı olmadığını, Allah’ın bu 99 isimden farklı ve fazla isimleri olabileceği kanaatindedirler. Fahrettin Razi, şöyle der: “Âlimler arasında Kur’ân ve sünnette Allah’ın mukaddes ve mutahhar bin bir isminin olduğu meşhurdur. Bazı vaaz kitaplarında gördüğüme göre; Allahu Teala’nın dört bin ismi vardır. Onların bini Kur’ân’da ve sahih hadislerde, bin tanesi Tevrat’ta, bin tanesi İncil’de, bin tanesi de Zebur’dadır. Bin adedin de Levh-i Mahfuz’da olup beşer âlemine ulaşmadığı söylenir. Ben derim ki bu kitaplarda söylenenler akıldan uzak değildir.”[3]  “Eğer Allah’ın isimleri 99′dan fazla ise Peygamberimiz (s.a.v) niçin ‘Allah’ın 99 ismi vardır.’ buyurmuştur?” Sorusu akla geliyor. İmam Gazali, bu soruya şöyle cevap veriyor: Bir hükümdarın bin askeri olsa ve bir kimse dese ki: “Hükümdarın doksan dokuz askeri vardır ki kim onları alarak harbe girerse düşmanlar kendisine asla dayanamaz [o mutlaka galib gelir].” Hükümdarın bin askeri olduğu halde, burada sadece doksan dokuzunun söz konusu edilmesi, onun 99 askeri bulunduğu için değildir. Bilakis onlarla zafer hâsıl olduğu içindir. Çünkü bu 99 asker ya çok kuvvetlidir veya zafere ulaşması için bin askerden 99′u kâfi gelmektedir. Daha fazla askere ihtiyaç yoktur.[4] İmam Gazali’nin bu izahından, Peygamberimiz (s.a.v)’in “Allah’ın 99 ismi vardır, kim onları sayarsa, cennete girer.” hadisiyle, Allah’ın isimlerini sınırlandırmadığını, bilakis pek çok isim içerisinde Allah’ın 99 ismine dikkat çektiğini anlıyoruz. Yani Allah’ın 99′dan fazla isimleri var, fakat bu isimler içinde 99 ismin çok farklı bir hususiyeti de vardır. Bu hususiyet, Allah katında bu isimlerin ehemmiyetinden kaynaklanmaktadır.

Hadîslerde zikri geçen 99 isim şunlardır:

Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi’, el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’,
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’,
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî’, el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr.

ESMA –İ  HÜSNA ‘NIN FAZİLETİ

    Bazı alimler şöyle demiştir: Allah Teala hazretlerine İsmi a’zam ile dua etmek isteyen kimse, kendi isminin adedini cümeli ebced ile hesap edip, Allah Teala nın hangi ismine eşit olduğuna baksın. Bu Esmaül hüsnadan bir, iki veya üç ismede eşit olabilir.

İsmi Hilal olan bir kimsenin Esmaül hünsadaki Vekil (وَكِيلْ) ismine eşittir. İsmi Ali olan bir kimsenin ismi Allah Teala nın Aliyyü (عَلِىّ) ismine eşittir. Muhammed isimli bir kişinin ismi Allah Teala’nın Basit (بَاسِطْ) ve Vedud (وَدُودْ) isimlerine eşittir.

Bu isimlerin önüne Lâ ilâhe illallâh لاَاِلَهَ اِلاَّ الله kelimesini eklersek, bu şekilde olur.

لاَاِلَهَ اِلاَّ اللهُ الْبَاسِطُ الْوَدُودْ

Lâ ilâhe illallâhül bâsitül vedûd.

    Örneğin: İsmi Hilal olan kişi için:

لاَاِلَهَ اِلاَّ اللهُ الْوَكِيلْ

Lâ ilâhe illallâhül vekîl

İsmi Ali olan kişi için:

لاَاِلَهَ اِلاَّ اللهُ الْعَلِىُّ

Lâ ilâhe illallâhül aliyyü

    İsmi Muhammed olan için ise:

لاَاِلَهَ اِلاَّ اللهُ الْبَاسِطُ الْوَدُودْ

Lâ ilâhe illallâhül bâsitül vedûd.

 

böyledir. Bunu kendi ismin kadar zikredip, sonunda İnşirah suresini okur ve peygamber efendimiz hazreti Muhammed s.a.v. e salavati şerife getirirsin. Daha sonra hacetini söylersen, Allah Teala nın izniyle hacetin yerine gelir.

Öncelikle esma-ül  hüsnanın okunma adetleri olarak belirttiğimiz ebced değerlerine bir göz atalım. Okuma yaparken , eğer husisi bir adet belirtilmemişse, bu adetlere riyaet etmek çok önemlidir. Çünkü, bu adetler o esmanın sırrını inkişaf ettirecek olan şifrelerdir. Nasıl ki, bir kilidi açmak için kendi şifresinin girmezseniz, milyonlarca rakamda girseniz açılmaz. Bu esmalarında kendi okuma maksadına uygun  sayılarını bilemezseniz, o gizli kapıları açamazsınız. İsterseniz fazla fazla okuyunuz. Bir fiilin olması için gerekli şartların vuku bulması lazımdır. Nasıl ki tohumun fidan olması için, toprak altına girecek, gerekli su , nem, ısı , zaman  gibi sebepler yerine getirilecek, sonra fidan, neşvü  nema bulacak. Bu dua adabı da böyledir. Uygun sebeplere  baş vuracaksın, rahmet kapılarını açan zamanı ve anahtarı doğru seçeceksin ki, o amel senin hakkında istenilen neticeyi versin.

İşte kainatın ve tüm mahlükatın üzerinde tecelli eden 99 esmanın adetleri bunlar.

Şimdi esmaül hüsnanın bazı faziletlerinden bahsedelim.

      1- Her gün sabah namazından sonra yerinden kalkmadan ve dünya kelamı konuşmadan, Esmâ-ül Hüsnâ yı bir defa okuyan kimse o gün akşama kadar, akşam namazından sonra okuyan kimsede sabaha kadar şeytanın şerrinden, ani ölümden, her türlü kaza ve belalardan emin olur.

      2. Her gün sabah namazından sonra bir veya üç defa okuyan kimse, dünyada ve ahrette aziz olur. İnsanlar arasında sevilen ve hürmet gören birisi olur. Kabir azabından ve cehennem ateşinden emin olup, cennete girer.

      3.- Hak Teala hazretlerinden bir dileği olan kimse yedi (7) gün sabah veya gece 7 defa Esmâ-ül Hüsnâ yı okursa, Allah Teala o kişnin dileğini yerine getirir.

      4.- Herhangi hayırlı bir dilek ve maksat, mübtela bulunduğu bir bela ve felaketin defolup gitmesi için niyet ederek gece yarısından sonra, bilhassa seher vakti ki, diz üzerine kıbleye karşı oturup 41 defa Esmâ-ül Hüsnâ yı okuduktan sonra ellerini açarak dua eden kimsenin, Allah Teala hazretleri maksadına ulaştırır.

                    Şimdi sırası ile faziletlerinden kısaca bahsedelim

اَللهُ

Allah İsmi:(اَللهُ)

 

ALLAH

Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk’ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz.

Bu isim, Allah’tan başkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez. Diğer isimlerin ise, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur. İnsanlara Kadir, Celâl ismini vermek gibi. Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, “kul” mânâsına gelen “abd” kelimesinin ilâvesi güzeldir. Abdülkadir ismi gibi…

 

Allah, Hakkın ism-i azamıdır. Bütün esmayı kendinde toplayan bir isimdir. Yegane zat için bütün cemali ve celali sıfatlara sahiptir. Ayniyet cihetinden hem ahadiyet-i vücudun zatı hem de vücud-ı mahzdır. Sayısal çokluk tasavvuru onda imkansızdır. Bundan dolayı bu ismi zikreden zikretmiş olur. Hakkın tevhidine şehadet de bu isimden başkası kafi değildir. Hakkın isimlerinden hiç biri bu isim gibi mevsuf ve mukaddem olamaz. Kuran da bu ismin zikri diğerlerinden daha fazladır, iki bin sekiz yüz yedi yerde zikredilmiştir.

Bazı muteber rivayetlerde nakıl olunmuştur ki; her kim ihlas ile on kere ya Allah derse isteği geri çevrilmez, kabul olunur.

Allah lafzının ebced-i kebirle adedi 66’dır. Her kim bu adedce sabah, öğle, ikindi ve yatsı namazından sonra ya Allah şeklinde hulus-ı kalb ve ihlasla bu ismin zikrine devam ederse dünyevi ve uhrevi işleri hallolur.

Bu ismin zikrine halvette devam etmek, gaybi olayların ve şaşırtıcı doğa üstü işlerin müşahadesine sebeb olur.

Bu ismin melekut alemindeki melek müvekkekeli İsrafil, mülk aleminde yani dünyadaki müvekkeli Kaydeyuşin adlı müvekkeldir.

Allah c.c. ismi şerifi Daire-i Rabbani ehlinden kutbun zikridir. Bu ismi şerife hissi, manevi ve hazır bir içtenlikle, devamlı taharet üzere seher  ve oruçla, halis bir ibadetle, halvette iken devam edilirse, o kişiye meleküt kapıları açılıp, ceberut esrarı üzerine de muttali olur .

Allah c.c. ismi serifini Cuma günü Cuma namazından önce

Ya nidası ile (Ya Allah) 1000 defa okumaya devam eden kimsenin

rızık ve kazancı artar. Bolluk ve refaha kavusup, dilemis olduğu

herseyde kolayca yerine gelir.

Doktorların aciz kaldığı bir hasta üzerine Allah c.c. ismi serifi

çok zikredilirse ve o hastanın eceli gelmemisse, Allah Teala nın

izniyle muhakkak iyilesir. Hasta olan kimsede her fırsatta Allah c.c.

ismini çok zikrederse, en kısa zamanda sifaya kavusur.

Her türlü dileğinin yerine gelmesi için, kamer sartayn

menziline geldiği zaman iki rekat hacet namazı kıl. Birinci rekatta

Fatiha ile Ayetel kürsiyi, ikinci rekatta Fatiha suresi ile ihlas

suresini okuyup, namazdan sonra ismi Zatı 111 defa oku. Allah’tan

riyaset, heybet, azamet, insanların arasında sözü geçerli olmak ve

insanların kendisine itaatini isterse, dilediğine Allah c.c. ın izniyle

ulasır.

Rızkı kolaylastırmak için ismi Zat’ı (Allah) günde 5000 defa

okuyup, ardından 1000 defa Yâ Hayyu Yâ Kayyûm isim

lerini zikreden kimsenin, bir hafta geçmeden rızkı çoğalır ve her

yerden rızık gelir.

اَلرَّحْمَنُ

Rahman ismi; ( اَلرَّحْمَنُ)

er-RAHMÂN

Ezel’de bütün yaradılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran;

Sevdiğini, sevmediğini ayırdetmiyerek bütün mahlûkatını sayısız nimetlere garkeden

Hayatları için lüzumlu olan bütün rızıkları veren.

 

Rahman; bütün kullarını, mümin olsun kafir olsun rahmetiyle kaplayan, onları rızıklandıran, geniş ve umum rahmetiyle rahmeden manasınadır. Bu esma da Hakkın has esmalarındandır. Bu ismin ulvi meleği Emvakil, süfli müvekkeli İlyuşin isimlerini taşır.

Eğer bir kimse her namazdan sonra yüz kere bu ismin zikrine devam ederse, bütün ef’al ve akvali Hakkın inayetinde olur.

Güzel kokulu bir nesne üzerine talibin ve matlubun isimleri zikredilerek Zühre vaktinde adedince okunur. Lebanla buhur edilir. Sonra matluba koklatılırsa sevgisinden aklı çıkacak derecede talibe muhabbet duyar. Bunu anla ve sadece evliler için kullan.

Errahmân ismi celilinin birçok havassı olup, duanın icabet olmasındaki özellikleri çok meşhurdur. Bilhassa celb ve teshir, katı gönülleri yumuşatmak, kalbleri kendine çekmek, istemiş olduğun her türlü isteklerinde mücerrebdir.

Heybetli olmak için: Rahman ismi serifinin harflerini hurufu

mukatta olarak, her satıra dört harf olmak üzere 50 defa yazdıktan

sonra bu yazılıyı üzerinde tasıyan, herkesin gözüne heybetli

görünür ve tam kabul görür.

Rahman ismi serifinin huddamını elde etmek için: Bu ismi

serifin duanın icabet olmasındaki özellikleri çok meshurdur. Bu

ismin hadimi Tarfeyâîl  hazretleridir. Bu huddamın

emrinde bes komutan olup, her komutanın emrindede 70 sıra

vardır. Her sıradada 70 kisi vardır.

Bir kimse halvette iken her farz namazın arkasından Rahman

ismi serifini adedi olan 298 defa zikrederse, bu ismi serifin hadimi

talip olan kisiye iner ve talibin bütün ihtiyaçlarını giderir.

اَلرَّحِيمُ

 

 

Rahim ismi; (اَلرَّحِيمُ)

er-RAHİM

                                                                                                   

Pek ziyade merhamet edici;

Verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı

Rahmân ism-i şerîfinden Allah Teâlâ’nın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır. Rahîm ism-i şerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan mü’minler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder.

Rahim; müminler özel bir rahmet gösteren manasınadır. Yani mükafatta

kafirler bu rahmetten faydalanamayacak demektir. Bu ismin ulvi müvekkeli Ruayil ve süfli müvekkeli Sahyuşin adlarını taşır.

Dünya ve ahiret hacetlerinin bütünü için bu ismin zikrine devam çok yararlıdır. Bu ismin zikrine çokça devam eden kimseye Cenab-ı hak muhakkak surette bir bağış ihsan buyurur.

Her kim günde yüz kere bu ismin zikrine devam ederse, Hakkın yaratıklarıyla muamelatı müşfik ve sevecenlik içinde olur. Halk da ona dostluk ve sevgi besler.

Her kim bu ismin zikrine devam ederse, işlerinde açıklık ve artış olur.

Pazartesi günü said bir zamanda bu isim adedince tatlı bir yiyeceğin üzerine zikredilir, havlan-ı mekki ve sanit ile buhur edildikten sonra matluba yedirilirse, büyük bir sevgi ve muhabbet duyar, anında ona tabi’ olur.

Rahim ismi şerifinin sayılamayacak kadar havassı celilesi olup, bunlardan biriside dünyada ve ahirette Allah Teala hazretlerinin merhametine ve şevkatine erişmek içindir. Bu ismi şerifi sürekli okumaya devam eden kimsenin Allah Teala dünyada ve ahret de rahmetle muamele eder, rütbe ve şerefe ulaştırır.

Rahim ismi serifini bir kimse her farz namazın arkasından

258 defa okursa, Allah teala okuyan kimseyi güzel ahlakla

rızıklandırır ve halvet ehilleri o kisiden faydalanır. Kötü ahlak sahibi

olanlarıda islah eder.

Bu ismi serifi adedi olan 258 defa bir kağıt üzerine yazdıktan

sonra, bu yazılıyı çok ağlayan ve korkan bebeğin üzerine asılırsa,

o bebekten korku, ağlamak ve her türlü zararlar Allah Teala nın

izniyle gider.

1. Merhamet ve şevkati celb, kin ve düşmanlığı gidermek için: Bu ismi şerifi misk ve zaferan karışımı bir mürekkeple bir kağıt üzerine 289 defa yaz. Yazdıktan sonra bu hirzi üzerinde tam bir inançla ve hulusi kalple yazıp taşıyan kimse niyet ettiği dileğine ulaşır. En katı kalpli kimselerden merhamet ve şevkat görür. Düşmanlık ve kin tutanlar dahi o kişiye karşı düşmanlığı gider.

2. Her gün, beş vakit namazın arkasından 289 defa Yâ Rahîm ismi şerifinin zikrine devam eden kimse dünyada ve ahirette her türlü müsibetlerden korunur. Her hayırlı işinde başarıya ulaşır. Mesut ve rahat bir hayat yaşar.

5. Kim! Bu ismi şerifi her gece adedi olan 258 defa okuyup, Allah Teala yı zikrederse, Allah c.c. okuyan kişiye rızık kapılarını açar ve her zorluğu da kolaylaştırır.

6. Rahim ismi şerifini her farz namazın arkasından 258 defa okuyan kimseyi güzel ahlakla rızıklandırır, halvet ehilleri o kişiden faydalanır. Kötü ahlak sahibi olanları da islah eder.

Bu ismi şerifi güzel kokulu bir şey üzerine Lüban ile buhurlayarak, zühre saatinde ismin adedi olan 298 defa zikrederse bunu koklayan kişi talib olanı büyük bir muhabbetle sever. Hatta matlubun aklı çıkacak gibi olur. Bunu sadece karı koca arasında kullanılması caiz olur.

      Bir kimse bu ismi şerifi tatlı bir yiyecek üzerine, Pazartesi günü iyi bir vakitte ismin adedi olan 258 defa okuyup, Havlan mekki ve Sent ile buhurlayıp, matlubuna bu tatlıyı yedirirsen, matlubun sana o an tabii olur ve seni çok özler.

اَلْمَلِكُ

 Melk ismi: (اَلْمَلِكُ)

el-MELİK

Bütün mahlûkatın hakikî sâhibi ve mutlak hükümdârı

Allah’ın, ne zâtında ve ne de sıfatında hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur. Bilâkis herşey zâtında, sıfâtında, varlığında ve varlığının devamında O’na muhtaçtır. Bütün kâinatın hakikî sâhibi, mutlak hükümdârıdır

 

Şafak vaktiyle kuşluk arasında, bu isim adedince zikredilmeye devam edilirse dört koruyucu gelip zikre devam edildikçe onun yanından ayrılmazlar. Allahu teala da lütfuyla.

Her kim tam halvet bir yerde, taharet-i kamile üzere kulluk içerisinde, uyku galebe edince uyumak ve zaruret halinde yemek şartıyla adedince bu ismin zikrine devam ederse, Allah u Teala onu vahdaniyet esrarına vakıf eder. İçinde ve dışında kendisine yardımda edecek ervahtan vekiller ihsan eder. Bu zikir gavsların zikridir.

Bir kimse bu ismi şerifi dört (4) sene boyunca eksiksiz olarak, her gün sabah namazının sünneti ile farzı arasında doksan (90) defa okursa Allah c.c. o kişiyi zengin eder.

اَلْقُدُّوسُ

 

 Kuddus ismi: (  اَلْقُدُّوسُ)

el-KUDDÛS

Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz..

Allah, hissin idrâk ettiği, hayâlin tasavvur ettiği, vehmin tahayyül ettiği, fikrin tasarladığı her vasıftan münezzeh ve müberradır. O hatâdan, gafletten, acizden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz olandır. Bu bakımdan her türlü takdîse layık..

İnsan su’-i ihtiyârı karışmadığı müddetçe kâinatta fıtrî olarak bulunan umumî temizlik hakikatı da, Cenâb-ı Hakk’ın KUDDÛS isminin tecellîsidir.

Bir kimse bu ismi şerifin zikrine devam ederse, Allah Teala o kişinin ahlakını güzelleştirip, kalbini nur ile doldurur.

 

Bu ismi şerifi bir ekmek üzerine yazdıktan sonra, hasta ve kötü ahlaklı bir kişiye yedirirsen, o kişi cismen sıhhat bulup, kalben selametlere erişip, ruhen kötü ahlaklardan kurtulur.

اَلسَّلاَمُ                       

 Selam ismi; ( اَلسَّلاَمُ)

es-SELAM

Her çeşitârıza ve hâdiselerden sâlim kalan;

 

Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran;

Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden..

Bu ism-i şerif, Kuddûs ismi ile yakın bir mânâ ifade etmekte ise de Selâm ismi, daha ziyade istikbale aittir. Yani, Cenâb-ı Hakk’ın gerek zâtı, gerek sıfatı ileride en ufak bir tegayyüre, bir değişikliğe, bir za’fa uğramaktan münezzehtir. O, ezelde nasılsa ebedde de öyledir..

 

Bu zikir evliyanın zikridir. Her kim beş vakit namazın ardından bu ismi adedince zikre devam ederse, Allahu teala o kimsenin bütün taleb ve isteklerine deva olur. Bu zikir, sayıları bir yılın günlerinin adedince olan ricalin zikridir.Rahmet ve yağmur onların vasıtasıyla iner ve Hz. Peygamber  SA. V.S hürmetine günahlar bağışlanır, isyankarın ef’ali güzel örtüyle örtülür.

Bu mübarek isim Daire ehlinden Evliyanın zikridir. Selam ismi şerifini her farz namazın arkasından adedi olan 131 defa zikreden kişiye Allah c.c. her talep ettiği şeyde yardım eder .

Bu mübarek isim, o erkeklerin zikridir. O erkeklerin sayısı bir yılın içindeki günlerin sayısı olan 360 tır. Sen! Onların sözlerini anla. Bunlarla rahmet ve yağmur iner. Nebi a.s. ile hürmetine Allah Teala kullarının günahlarını bağışlar ve asi olan kullarının hata ve kusurlarını da örter.

اَلْمُؤْمِنُ

Mü’min ismi:  (اَلْمُؤْمِنُ)

el-MU’MIM

Gönüllerde îman ışığı yakan, uyandıran;

Kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlandıran…

Allah Teâlâ, kalblere îman ve hidâyet bağışlayarak oralardan şübhe ve tereddüdleri kaldırmıştır.

Kendine sığınanlara aman verip korumuş, emniyetle rahatlandırmıştır

 

 

Kamer münkalib bir burçtayken mizanın tali’de olduğu bir zamanda bu isim adedince bir kağıt üzerine yazılır. Katlanıp beyaz sandalla buhur edilir. Gizlice sevmesi istenilen kimsenin elbisesine dikilirse büyük bir sevgiyle talibi sever.

Bir kimse bu mübarek ismi bir kart üzerine, Kamer münkalib (dönen) burçta gecelediğinde ve tali-inde Mizan burcunda iken, ismin adedi olan 137 defa yazıp, üzerinede 137 defa ismi okusun. Okuduktan sonra bu kartı dürerek Sandalı ahmer ile buhurlasın. Bu kart haberi yok iken bir kimsenin elbisesine konulur ve o elbisede giydirilirse, o kişiyi bütün insanlar sever. Ayrıca karı koca arasında muhabbette de mücerrebdir.

اَلْمُهَيْمِنُ

Müheymin ismi;  (اَلْمُهَيْمِنُ)

el-MÜHEYMİN

Allah, yarattığı mahlûkatının amellerini, rızıklarını, ecellerini bilip muhafaza eder. Bütün varlığı görüp gözeten, yetiştirip varacağı noktaya ulaştıran ancak O’dur. Hiçbir zerre, hiçbir lâhza, Onun bu lûtuf ve âtıfetinden boş değildir..

 

Herkim beş vakit namazdan sonra adedince bu ismin zikrine devam ederse Allahu teala nusret ve galebe sırrını ona ihsan eder. Ona zulüm etmeye kalkan anında Hakkın intikamına uğrar. Bir kimse bu ismi şerife ismin adedi olan 145 defa her yatsı namazının arkasından devam ederse, kainatta olacak olan her şeyden önceden haberdar edilir .

اَلْعَزِيزُ

   Aziz ismi: (اَلْعَزِيزُ)

el-AZİZ

 

Mağlûb edilmesi mümkün olmayan galib

Bu ism-i şerîf, kuvvet ve galebe mânâsına gelen İZZET kökünden gelir. Allah Teâlâ mutlak sûrette kuvvet ve galebe sâhibdir..

İzzet sıfatı, Kur’an’da birçok yerlerde azab âyetleri bahsinde gelmiştir. Fakat bu ism-i şerîfin yine birçok defa Hakîm ism-i şerîfi ile birleştiği görülür. Bunun mânası: Allah Teâlâ’nın kudreti galibdir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını te’hir eder, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez, demektir..

 

Bir kimse senelerden bir müddet, her gün sabah namazından sonra 94 defa bu ismi şerifin zikrine devam ederse, bir süre sonra rızkı çoğalır ve talep ettiği herşey kolaylaşıp, bu mübarek ismin bereketiyle  bereketlenir.

اَلْجَبَّارُ

Cebbar ismi: (اَلْجَبَّارُ)

el-CEBBAR

Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan;

Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan…

Bu ism-i şerif cebir maddesindendir. Cebir, “kırık kemiği sarıp bitiştirmek, eksiği bütünlemek” mânasına geldiği gibi, “icbar etmek”, yani, “zorla iş gördürmek” mânasına da gelir.

Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr’dır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor.

Cebbâr’ın ikinci mânasına göre de; Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her şey üzerinde

dilediğini yaptırmağa muktedirdir. Hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali yoktur.

 

Bir kimse bu ismi şerifi üzerine vaki olan adetle 206 defa her farz namazın arkasından okursa ve buna senelerden bir müddet devam ederse, Allah Teala hazretleri o kişiye nusret ve galib sırrı ile yardım eder. Hatta o kişiye zulüm eden ve muzur bir işle yaklaşan kimseden, Allah Teala göz açıp kapayıncaya kadar intikamını alır.

Cebbâr ismi şerifinin özelliklerinden biriside insanlara haksız yere zulum eden zalimleri cezalandırmak içindir. Zalim veya hırsızı cezalandırmak istersen; Bir Arabi ayın son Çarşamba gecesi, gece yarısı kalkıp güzelce bir abdest al. Birinci rekatta Fatiha ile Nun suresini, ikinci rekatta Fatiha ile Hakka suresini okuyarak iki rekat namaz kıl. Namazdan sonra kıbleye karşı ayakta durarak 824 defa Cebbâr ismi şerifini oku. Her 100 de 1 defa şunu oku.

يَاجَبَّارُ يَاقَدِيرُ خُذْ فُلاَنًا اَلظَّالِمِ

Yâ Cebbâru Yâ Kadîru huz fülânen ezzâlimi.

 

      Bu şekilde üç gece devam edersin. Üç gün sonra dillerin tarif edemediği türlü belaları Allah c.c. ın o zalime verdiğini görürsün.

Burada şuna dikkat etmek lazımdır. Eğer bu okumayı suçsuz bir insana yaparsan, bu ismin tasarrufu bu kez sana döner. Sen helak olursun.

اَلْمُتَكَبِّرُ

Mütekebbir ismi;   (اَلْمُتَكَبِّرُ)

el-MÜTEKEBBİR

Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren..

 

Büyüklük ve ululuk, ancak Allah’a mahsustur, varlığı ile yokluğu Allah’ın bir tek emrine ve iradesine bağlı bulunan kâinattan hiçbir mevcut, bu sıfatı takınamaz..

Bu isim said bir zamanda zinakar bir kadın üzerine okunmaya devam edilirse, bağlanır kalır. Bir daha da zina yapamaz.

   Bir kimse bu ismi şerifi üzerine vaki olan adetle 662 defa, Ya Mütekebbir şeklinde zina eden bir kadın üzerine iyi bir saatte zikrederse, o kadın bir daha zina etmez. Bu diğer fuhuş yapanlar içinde böyledir. Çünkü bu isimde bağlama sırrı vardır.

اَلْخَالِقُ

Halık İsmi: (اَلْخَالِقُ)

el-HÂLIK

Herşey’in varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri hâdiseleri tayin vetesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden..

Bu ism-i şerîfin mânasında iki husus vardır

1-Bir şey’in nasıl olacağını tayin ve takdir

2- O takdire uygun olarak o şey’i îcad etmek.

 

Bu ismi şerifi çocuğu olmayan kadının karnı üzerine, Kamer İkizler burcunda gecelediğinde üzerine vaki olan adetle 731 defa zikredip,1505 defada aşağıdaki Ayeti kerimeyi okursa, muhakkakki çocuk bu ismin ve

Ayeti kerimenin bereketiyle kısır kadının karnında şekillenecektir. Ama bu amele her ay, kadın hamile kalana kadar devam edilmelidir. Her ayda üç defa okunmaya devam edilirse şüphesiz çocuk sahibi olur.

Binbeşyüzbeş defa okunacak Ayeti Kerime budur :

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَاللهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

Bismillahirrahmanirrahim.Vallahü halakaküm vema ta’melün.

اَلْبَارِئُ

Bari ismi; ( اَلْبَارِئُ)

 el-BÂRİ

Eşyayı ve her şey’in âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir halde yaratan…

Her şey’in vücudu mütenasib, yani, âzası, hayat cihazları ve aslî unsurları keyfiyet ve kemmiyet bakımından birbirine münasib olarak yaratıldığı gibi, hizmeti ve faydası da umumi âhenge uygun yaratılmıştır..

Bari; yaratıcı, halkı ve mahlukatı yaratan, Adem oğullarını topraktan oluşturan manalarınadır.

Şeyh Bursi buyurmuştur ki; bu ismin zikrine çok devam eden kimsenin bedeni mezarda çürümez. Her zaman taze kalır.

Bazı risalelerde rivayet edilmiştir ki; bu ismin zikrinin, yalnızlıktan kurtulmak, çocuğun olması, sahip olunan hayvan ve sürünün çoğalıp artması gibi hususlarda çok büyük faydaları vardır. Yine bazı kitaplarda nakledilmiştir ki; bu ismin her gün yüz defa zikri yukarıda bahsi geçen konuların gerçekleşmesini sağlar.

Her gün yüz defa zikrine devam eden kimse için Cenab-ı hak, kıyamet günü kendisine yoldaşlık edecek bir melek yaratır.

Günde on beş defa okunmaya devam edildiği zaman Hakkın lütfu bu alemde ve öteki alemde o kimsenin yoldaşı olur.

Her kim güneş doğarken elli üç cim yazar, yazma esnasında sayı gözetmeksizin devamlı şekilde ya Bari ya Kebir zikrini okur ve bunu üzerinde taşırsa, kendisi hakkında kötü konuşanların dilleri bağlanır. Ervah topluluğunu müşahade eder, ömrünün bereketi artar. Eğer makamından azl olmuş ise tekrardan makamına geri döner.

Perşembe gecesi ayın dolunayda olduğu bir zamanda on sekiz ha yazılır, yazma esnasında sayı gözetmeksizin devamlı şekilde ya Bari ya Zeki okunur ve üstte taşınırsa, o kimseye sihir ve nazar kar etmez. Eğer bu uygulama misk ve zaferanla yazılıp bir ipeğe sarılır ve balmumuyla kaplandıktan sonra ağza konulursa ervah müşahede olunur.

Bu ismi şerife üzerine vaki olan adetle 214 defa iyi bir vakitte, senelerden bir müddet devam eden kimsenin, Allah Teala hasta olan kişilerin şifasını bu kimsenin elinden verir. Hatta bu kişi eliyle bir illet üzerine bu ismi zikrederek dokunursa, o illet gider. Eğer gözü görmeyen bir kişinin gözünü eliyle silerse, Allah c.c. o kişinin gözlerini açar. Ama ismi zikrederek eliyle mesh etmelidir.

Bu mübarek ismi şerifi yedi gün ara vermeden yüz (100) defa zikreden kimse, Allah Teala hazretlerinin izniyle bütün afatlardan muhafaza olunur.

اَلْمُصَوِّرُ

Musavvir ismi;  ( اَلْمُصَوِّرُ)

el-MUSAVVİR

Tasvîr eden, herşey’e bir şekil ve hususiyet veren..

Allah Teâlâ herşey’e bir sûret, bir özellik vermiştir. Herşey’in kendisine göre şekli, dıştan görünüşü vardır ki, başkalarına benzemez..

Meselâ: İnsanlar arasında tamamiyle birbirinin aynı iki insan yoktur

Bundan daha garibi, parmak uçlarındaki çizgilerdir. Bu çizgiler, insanların sayısı kadar değişik gidiyor ve hiçbiri ötekine uymuyor. Şu halde insanın hiç taklit olunamayacak imzası, bastığı parmak izidir..

İşte bunlar, Allah Teâlâ’nın MUSAVVİR isminin tecellîleridir

 

Bir kimse tali-in münkalib (dönen) burcunda iken ve iyi bir vakitte, bu ismi şerifin dörtlü vefkini yazıp, vefkide Lübani zeker ile buhurladıktan sonra yazıyı su ile silip, bu suyuda çocuğu olmayan kadına bir hafta boyunca içirilirse, Allah c.c. ın izniyle o kadının karnında çocuk şekillenir.